Kayıtlar

İçimizdeki şarkı...

Merhabalar Efendim,

Evimizin camından bakınca hem gökyüzünü, hem de ağaçları görebiliyoruz. Şanslıyız, doğayla bağımız iç içe... Penceremizin önündeki ağaç rüzgar esince sallanıyor, rüzgar durunca duruyor, tepesine bir karga konunca biraz bükülüyor, karga uçunca tekrar eski haline dönüyor, yağmur yağınca ıslanıyor, güneş açınca kuruyor, her mevsim yapraklarında ve dallarında çeşit çeşit değişim oluyor. Hiçbirine gık demiyor. Ne gerekiyorsa, o an ne gerekiyorsa ve koşullar ne ise, ona uyum gösteriyor. o yüzden de bana öyle geliyor ki, sanki her koşulda ve maruz kaldığı durumda, bir şarkı söylüyormuş gibi geliyor...

Biz insanlar, bir ağaç kadar olabilir miyiz diye düşünüyorum çoğu zaman. Olabiliriz lakin bir ağaç gibi, dimdik ve koşullara uyum gösterebilen bir varlık olabilirsek...

Otuzlu yaşlara gelene kadar, şarkıyı bırakın bir nota bile söyleyemezken bir de baktım ki, bir ağaç gibi yapraklarımdaki değişimlerin olmasına izin verdiğimde, daha doğrusu her koşulda uyumla kendimi akışa bı…

Geniz Eti ameliyatı

Merhabalar Efendim,

Söz verdiğim bir yazıyı daha yazmak üzere oturdum bilgisayarın başına. Konumuz: Geniz Eti Ameliyatı... Ayşecik Şubat 2016'da geniz eti ameliyatı geçirdi. Eylül 2015'de başladığımız 3 saatlik kreş tecrübesi sonucu o kadar sık hastalanıyordu ki sürekli antibiyotik bombardımanına tutmuştuk yavrumuzu. Hastaneye gel git yaparken bir KBB uzmanına gitmenin vakti artık geldi diyerek Ataşehir Memorial Hastanesi'nin KBB servisinde Doç. Dr. Yezdan Fırat doktorumuza muayene olduk. Muayene sonucunda Ayşe'nin neredeyse tamamen burnunun arkasını kapatan koca bir geniz eti olduğunu öğrendik. Doktorumuzu nasıl anlatsam; Dünya tatlısı, yumuşacık ve ilgili, konusunda uzman... Aslında doktor olmadığım için bunu söylemek bana kesinlikle düşmez ama kızımın ameliyattan sonra hemen iyileşmesi ve bu sene okulda hastalık sayısının çok bariz bir oranda düşmüş olması onun nasıl konusunda uzman ve başarılı bir doktor olduğunu hasta olarak bana gösteriyor. Şimdiden doktor olmada…

Zatürre! Şaka olsun lütfen!

Resim
Merhabalar Efendim,

Oldukça hatta epey gecikmiş bir yazı sözüm vardı sizlere. Önceki yazılarımdan birinde bahsetmiştim. Kızımız bir buçuk yaşındayken bir zatürre vakası geçirdik ki öldük, öldük dirildik. Bugüne kısmetmiş yazmak... Peki 3 Aralık 2013 tarihini nasıl hatırlıyorum derseniz; tabii ki o bol bol yazmayı sevdiğim günlüklerim sayesinde... Yazı iyidir, yazı güzeldir, yazı unutulmaz ve yazı hatırlatır.

Doğduğu günden beri kızıma günlük yazıyorum. Adı günlük tabii ki... Öyle her gün çok sistemli bir şekilde yazı yazamıyorum ama fırsat buldukça ve onun okumasını istediğim olayları veya çok önemli bir gelişme olduğunda mutlaka yazmaya çalışıyorum. 23 Kasım 2013 gecesini 24 Kasım 2013 gündüzüne bağlayan gecede/günde de bu olaylardan birini yaşadık. Yazıyı okurken o günlere tekrar gittim ki sormayın. Allah kimseye öyle günler ve evladı ile ilgili korkular yaşatmasın.

Aslında tam olarak olay 23 Kasımdan bir hafta öncesinde başlıyor. Kızımız ateşlenmiş ve halsiz görünüyordu. Göğsünden d…

Hayatta mutlu olmanın formülü ne olabilir?

Merhabalar Efendim,

Depresyon ne de çok duyduğumuz bir kelime, değil mi? Google'da kelimeyi arattığımız zaman karşımıza ilk çıkan tanım şu: "Depresyon bir beyin bozukluğudur"... O zaman hepimizin hayatımız boyunca en az bir kere beyni bozuluyor, net miyiz?

Geliyoruz karşımıza çıkan ikinci tanıma: "Uyaranlara karşı duyarlılığın azalması, girişim gücünün ve kendine güvenin zayıflamasıyla umutsuzluğun, karamsarlığın güçlenmesi biçiminde beliren ruhsal bozukluk" diyor. Hani diyoruz ya bazen bazılarımız çok beylik olarak "Din nedir yaw? Din ne işe yarar?". Çok açık değil mi? Tüm insanlık tarihi boyunca ilk insandan son insana kadar bireyin beyni bir kez bozulmuşsa, bir şeye sığınması gerekir. Çok doğal ve çok sağlıklı bir istek ve hatta ne isteği, bariz bir ihtiyaç. Şimdi bu sığınılacak şey bir erkek, bir kadın, bir çocuk, bir iş veya bir hobi olursa ne olur? Hepsi doğası gereği sonlu olduğu için, günün birinde yok olunca veya bizi "kendimizce" h…

Montessori eğitimi bizden sorulur...

Merhabalar Efendim,

Yıllarca yazılmamış yazıların hıncını çıkarırcasına yeni bir metin kaleme alma dileğindeyim. İnşallah sebat ederiz :)

Ayşe'm tam olarak dört yaşında. Geçen sene yarım gün olarak başlayan kreş yolculuğumuz bu sene tam gün olarak devam ediyor. Geçen sene beni bırakmak istemedi. Yani şöyle özetlersek; ilk bir ay benim de eşlik ettiğim bir alışma dönemi geçirdi. Zaten uyumlu ve doğuştan sosyal bir böcek olduğu için açıkçası alışma dönemi çok kısa sürdü. Ancak geçen sene başında benim amacım tam güne alıştırmaktı. 3 yaşında, bez derdi yok ve konuşması da gayet açık ve netti. O yüzden tam güne uygun olacağını düşünüyordum ki kızımın duyguları hazır değilmiş. Annesiyle gündüz vakit geçirmeyi hala istiyormuş. Eh dedik peki o zaman yarım gün gitsin. Tabii çalışan bir anne olmamanın verdiği kolaylıklar bunlar. Şayet çalışsaydım istese de, istemese de tam gün gitmek zorunda kalacaktı. Şanslı velet canım :)

Bu sene ise her şey daha başka. Okulu tanıyor, kurallara aşina ve …

Eyvah! Doğum günü partisi.. demeyin :D

Resim
Uzun, hem de upuzun bir aradan sonra tekrar merhaba demeliyim sanırım en en başta... Çok uzun bir süre oldu ve elim bilgisayara nedense pek gidemedi. Yazamadım, sözlerimi söyleyemedim. İşte yeniden Şeytanın bacağını kırıp klavyeye dokunabildim ve umarım uzunca bir süre de bu şekilde sürdürebilirim.

Bu ara o kadar uzun sürmüş ki Ayşe Mercan kuzumuz iki yaşına gelmiş bile... Bu zaman diliminde neler olmadı ki... Bir zatürre vakası geçirdik ki başka bir yazımda uzun uzun anlatacağım inşallah.... Elbette öldük öldük dirildik diyebiliriz... Yine zorlu bir sınav oldu ama çok şükür atlattık.

Sevgili kızımız, bebekliğinden bu yana olduğu üzere, hala çok az yiyor ve yanağında yemek tutma alışkanlığı geçmedi ne yazık ki... Şöyle diyeyim, tam bir senedir aynı kiloda... Doktorumuz kilosunun düşük ancak boyunun iyi olduğunu söyleyip gönlümüzü ferahlatsa da bir senedir 11 kiloda ve şu anda boyu 87-90 cm arasında... +-3 cm olarak yazdım çünkü ayakta 87.5 cm ve yatarak ölçüldüğünde 90 cm çıkıyor ki b…

Hayat işaretler ile dolu...

Uzunca bir aradan sonra daha dün başıma gelen bir olayı anlatmanın iyi bir başlangıç olacağını düşündüm. Başlıktan da anlaşılacağı gibi, hayatımız işaretler ile dolu. Farkına varabildiklerimiz ve varamadıklarımız... Dün farkına varabildiğim bir olay yaşadım. Olay çok büyük olmasa da, yapısı itibariyle bana bir kez daha Yaradan'ın her daim yol gösterdiğini hatırlattı.

Otobüse bir yaşını dolduran güzel kızım Ayşe Mercan ile binmiştim. Yanımıza bir teyze oturdu. Laf lafı açtı ve bir kızı, bir oğlu olduğunu öğrendim. "Allah bağışlasın, ne güzel Allah gönlünüze göre vermiş" dedim. Dedi ki: "Kızım hiçbir şey göründüğü gibi değil". Sonra devam etti: "Kızım 17 yaşında ve engelli". Engelinin ne olduğunu sordum. Konuşamıyormuş ve beyninde doğuştan bir anomali varmış. Yaşasaydı ya da yaşaması yönünde karar alsaydık ilk oğlumun yaşayacaklarını anlatıyordu. "Her gün, 17 senedir her Allah'ın günü kızım gözlerimin önünde eriyor. Keşke diyorum olmasaydı, tüm…